“KARŞI TARAFIN DA FİKİRLERİ ALINDI, USULE AYKIRI DEĞİL”
“KARŞI TARAFIN DA FİKİRLERİ ALINDI, USULE AYKIRI DEĞİL”
Okunma Sayısı: 14863

AK Parti İl Başkanı Hüseyin Sezen, TBMM Adalet Komisyonunda görüşmeleri süren Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Düzenlemenin usule aykırı olmadığını kaydeden Sezen, karşı tarafın da fikirlerinin alındığını söyledi. “Yüzde 16 oy alan baro yüzde 100 hakkında kanaat ortaya koyamaz” diyen Sezen “yüzde 16 oy alan barolar, birliğin yüz 60 delegesini belirliyor. Böyle bir demokrasi olamaz” ifadelerine yer verdi.
 
İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları delege sayısı düşüyor
 
Sezen yaptığı açıklamada, yasa teklifinin yasalaşması ile birlikte avukat sayısı 5 binden fazla olan illerde en az 2 bin avukatın imzasıyla yeni bir baronun kurulabileceğini söyledi. Buna göre halen üye sayısı 5 binin üzerinde olan Ankara, İstanbul ve İzmir'de birden çok baro kurulabileceğini kaydeden Sezen şöyle konutşu: “Teklife göre her baro, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Genel Kurulunda, baro başkanı ile sabit üç delege ve her 5 bin avukat için ilave bir delegeyle temsil edilecek. Böylece 3 büyük ildeki baroların TBB seçimlerindeki etkisi azaltılmış olacak. Mevcut Avukatlık Yasası'na göre TBB Genel Kurulu için her baro ikişer delege belirliyor. Avukat sayısı yüzden fazla olan barolar, yüzden sonraki her 300 üye için ayrıca birer delege seçiyor. TBB'nin 477 delegesinden 138'i İstanbul, 53'ü Ankara, 30'u İzmir Barosu seçimlerinde belirleniyor. Teklif aynen yasalaşırsa İstanbul'un delege sayısının 14, Ankara'nın 7, İzmir'inse 5'e düşeceği hesaplanıyor.”
 
“Usule aykırılık söz konusu değil”
 
Kanun teklifinin anayasaya aykırı olmadığını ifade eden Sezen, Adalet Komisyonunun, aykırılık iddiasını kabul etmediklerini söyledi. Sezen açıklamasında, “Bu kanun teklifi için Barolar Birliği, birlik başkanları bütün yasa görüşmelerinde davet edilmektedir. İçtüzüğe tamamen uygun bir şekilde, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün yasal düzenlemelere uygun bir şekilde Barolar Birliği Başkanlığı davet edilmiştir. Birlik temsilcisi tarafından teklifle ilgili itiraz, düşünce ve değerlendirmeler belirtilmiş. Bunlar da komisyon üyeleri tarafından dikkate alınmış, değerlendirilmiş. Bu çerçevede de teklif maddeleri kabul edilmiştir. Bu anlamda bir usule aykırılık söz konusu değildir” dedi.
 
“Karşı tarafın fikirleri alınmıştır”
 
“Unutulmamalıdır ki Parlamentonun üzerinde bir dikte ve vesayet anlayışı yoktur” diyen Sezen sözlerine şöyle devam etti: Kanun yapıcı Parlamentodur. Anayasanın 135. Maddesinde belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak” görevi ifadesi yer alıyor. Şu an bazı siyasi partilerle birlikte terör örgütlerinin arka bahçesi konumunda olan bazı baroların mevcut hukuksal durumu göz önüne alındığında Anayasanın 135. Maddesine aykırı bir hal almaktadır. Antidemokratik bir seçim mekanizması olan sürekli siyaset yapan, mesleği meslektaşları hukukun kalitesini önemsemeyen bir baro anlayışı var. Bu da dünyanın hiçbir yerinde yok. Hükümetimizin yaptığı bu yasal düzenleme ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ anlayışı çerçevesindedir. Bu düzenleme konuya taraf olan herkesin fikirleri alınarak yapılmıştır.
 
“Yüzde 16 oy alan baro yüzde 100 hakkında kanaat ortaya koyamaz”
 
Buradaki sorunun temsil olduğunu vurgulayan Sezen, İstanbul Barosunu örnek verdi; İstanbul'u örnek alacak olursak burada avukat sayısı 50 bine yaklaştı. Her yıl yaklaşık 3600 yeni avukat geliyor. 50 bin avukatın olduğu İstanbul'da 20 bin avukat hiç oy kullanmıyor. Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın DHKP-C'li katillerine güzellemeler yapan İstanbul Baro Başkanı sadece 8 bin oy ile seçildi. Evet 50 bin avukatın olduğu İstanbul Barosunda 8 bin avukatın oyuyla baro başkanı seçiliyor. Size soruyorum; Nasıl bir demokrasi bu? Bu oy oranı ile Barolar Birliği delegelerinin yüzde 40'ını alıyorlar. İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları Türkiye'deki avukatların yüzde 16'sının oyunu alıyor, Barolar Birliği delegelerinin yüzde 60'ını belirliyor ve yüzde yüz bütün avukatlar hakkında kanaat ortaya koyabiliyor. Yüzde 16 olan avukat sayısı nasıl yüzde yüze tahakküm ortaya koyabiliyor? Böyle bir demokrasi olabilir mi?”
 
“Mütedeyyin avukatlara tercih yapabilme olanağı verecek”
 
Sezen, “İstanbul, Ankara ve İzmir barosu gibi büyük barolar Marksist, Leninist bir görüşe sahip azınlıkta kalan bir grup tarafından ele geçirilmiş barolardır. Şu ana kadar siyasetin de ötesine geçen bu gruplar Marksist ve Leninist anlayışla baro yönetmeye başlamıştır. Biz burada mesleğini yapabilmek için bu barolara kayıt olmak zorunda kalan ancak mütedeyyin olan kişilere tercih yapabilme olanağını sunacağız. Burada parlamento halkın temsil makamındır, halkın üstünde de hiçbir kurum, kuruluş ve baro da yoktur. Şimdi karşı tarafın bakış açısıyla bakıldığında barolar halkın üstünde, milletvekilleri ise halkın arkasında kalıyor. Böyle bir anlayış kabul edilemez” ifadelerine yer verdi.
 
“İzmir Barosu PKK’ya, İstanbul Barosu DHKP-C’ye Ankara Barosu LGBT’ye destek veriyor”
 
Sezen, “Dün İzmir Barosu, Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG'ye yönelik gerçekleştirilen operasyona ilişkin skandal bir açıklamaya imza attı. Baro PKK terör örgütüne yönelik operasyonların sonlandırılması çağrısı yaptı. Bu konu baronun işi de biz mi bilmiyoruz? Ankara Barosu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamaları gerekçe göstererek LGBT'yi savunan bir açıklama yayınladı. İstanbul Barosuna bağlı avukatlar DHKP-C terör örgütüne can suyu taşıyor. Nerede kaldı anayasanın 135. Maddesi? Bugün bu düzenlemeye karşı olanlar bugüne kadar ‘baro adı altında bir sistem kurmuşum o sistemi devam ettireceğim’ diyorlar. Bugün yüzde 15 ile seçilen bir baronun başkanı çıkıyor yüzde 53 oy almış olan Cumhurbaşkanına meşru olmadığını iddia ediyor. Aynı barolar bizim Peygamberimize hakaret ediyor. Benim inandığım Kur’an-ı Kerime nefret dili diyorlar. Burada mütedeyyin bir kardeşimiz bu baroların söylemine karşı savunma hakkı talebi üzerine şikayetini hangi kapıya iletecek? Kendisine bu barolarca verilecek avukata ne kadar güvenecek? Elbette vatandaşımızın bir alternatifi olmalı” dedi.
 
“Bu baroların işi PKK terör örgütüne destek vermek midir?”
 
“Baroların işi Müslüman toplumun değerlerine hakaret etmek midir?” diye soran Sezen sözlerini, “Bu baroların işi Savcı Selim Kiraz’ı katleden bir teröristi alkışlatan sanatçı grubuna destek vermek midir? Bu baroların işi Cumhuriyet mitinglerinde ordu göreve pankartının arkasında yürümek midir? Bu baroların işi sınır ötesine yapılan operasyonlarda savaşa hayır açıklaması yaparak terör örgütlerine destek vermek midir? Bu millet başına bir iş geldiğinde kendini savunması için avukat vermekle mükellef olan bu tür barolara nasıl güvensin? Ben burada sözlerimi noktalarken Anayasa Komisyonunda görev alan Komisyon Başkanı Bekir Bozdağ, Başkan Vekilimiz ve Afyonkarahisar milletvekilimiz Ali Özkaya olmak üzere katkıda bulunan herkese teşekkür ederim” ifadeleri ile noktaladı.